Bu ayrıcalıklı talepler 3. Birleşmiş Milletler Irkçılığa Karşı Dünya Konferansında 30 Ağustos 2001′de Güney Afrika’nın dört bir yanından gelen 3000 delege ve Bu topraksızların Dünyanın dört bir yanından gelmiş olan müttefikleri tarafından Durban’da belirlendi. Ardından 2001 Ekim’inde Kimberley’de yapılan Topraksız Köylü Kadınlar toplantısında da elden geçirildi ve ek düzeltmeler yapıldı.
ÖNSÖZ:
“Biz, Güney Afrikalı topraksız insanları hükümetimize ve bildiğimiz Dünyaya gereksinimlerimizi ilan ediyoruz.
Biz doğal kaynakları çalınan, emekleri sömürülmek zorunda bırakılan, toprakları dünyanın zengin ülkelerinin istilasına uğramış sömürge ve yeni sömürge mirasın asıl yükünü taşıyan bir halkız.
Biz, kendi topraklarımız ve evlerimizde Bantustanlarda ki açlık,ihmalkarlık ve felaketlere, çiftçiler üzerinde uygulanan baskılara ve yoksulluğa sürülmüş APARTEİD’ın asıl yükünü taşıyan bir halkız.
Biz, ailelerin ve cemaatin çökmesine yol açan göçmen emek gücünden çok açı çektik. İşsizlik ve düşük ücretler yüzünden açlıktan ölmek üzereyiz. Çok az yiyecek olması, susuzluk ve yeterli sağlık önlemleri olmadığından dolayı çocuklarımızın gelişmelerinin engellendiğini görüyoruz. Topraklarımızın kurumasını ve giderek rüzgar tarafından sürüklendiğini görüyoruz. Çünkü oldukça küçük yerlerde yaşamaya zorlanıyoruz.
Biz açı çekmeye devam ediyoruz. Çünkü APARTEİD ve sömürgeciliğin izleri bölgemizde yenilgiye uğratılamamıştır.
Biz evlerimizden çıkmaya zorlanmakta, genellikle çalıştığımız çiftliklerden yasal ve yasadışı yolardan tahliye edilmekten, bu toprakların sahipleri tarafından ihlal edilen temel insan haklarımızın yoğun bir şiddete maruz kalmasından dolayı açı çekmekteyiz.
Biz, etkisi sürdüren ırkçı suça bulaşmış olan adalet sisteminden kaynaklanan adaletsizliğin giderek yaygınlaşmasından dolayı da açı çekmekteyiz.
Gençlerimizi şehirlere sürükleyen, işlerimizi elimizden alan, istemediğimiz hizmetler içim ödeme yapmak zorunda kaldığımız, bizden çalınmış olan topraklarımızı parasını ödeyerek geri almamızı söyleyen neo-liberal politikalardan, aparteid ve sömürgeciliğin asıl yükünü taşıyan bir halkız.
Bunlar bugün ülkenin yüz yüze olduğu en büyük sorunlardır.
Biz Aparteid ve sömürgeciliği sona erdirmek ve Yeni bir Güney Afrika’nın doğuşunu görmek için mücadele ettik. Fakat bizim için değişen bir şey yok. Hala Toprak, temel hizmetler ve büyüme bölgemizde yok. Ama zenginlikler seçkinlerinin elinde birikirken artık daha fazla beklemeyeceğiz. Şehirlerin kenar mahallelerinde, küçük kasabalarda ve kırsal alanlarda açlıktan ölmeye ve açı çekmeye devam ediyoruz.
Bumlar taleplerimizdir. Biz topraksız İnsanlar Ulusu bölgemizde ve bütün yerleşim yerlerinde bunları tartışıyoruz.
Altını Çiziyoruz ki:
Bizi topraklarımızdan çıkmaya zorlayan ilk sömürgecilerin kıyılarımıza çıkmasından bu yana 350 yıl geçti. O zamandan beri sömürgecilik ve ırkçılık sistematik ve vahşice Güney Afrika topraklarının büyük bir bölümüne sahip olan halkımızın topraklarına el koydu. toprağın % 87′si devlete ve beyaz çiftçilere kalırken Afrikalı nüfusa toprağın % 13′ü kaldı.
Atalarımız o zaman topraklarını ve her şeylerini korumak için mücadele ettiler.İktidara gelmesi içim desteklediğimiz ve yardım ettiğimiz Kurtuluş Hareketi içinde doğum hakkımızın geri dönüş umudunu yerleştirdik. 1994′te Biz ülkenin topraksızlarına; toprak reformu, toprağın eski sahiplerine dağıtılmasını da içeren toprağın yeniden dağıtılması, toprak mülkiyeti reformu sözü verildi. Ve oluşması için mücadele ettiğimiz Anayasa tarafından da dile getirildi. 1994 ve 1999 arasındaki Yeniden İnşa ve Kalkınma Programı tarımsal toprağın % 30′unu yeniden dağıtılması sözü vermesine rağmen sadece Toprak reformu sürecinde toprağım % 2′sinden daha azı dağıtıldı. Oda kaliteli olmayan yoksul topraklar. Yeniden İnşa programı çok yavaş işledi ve çok küçük toprakların geri verilmesini sağladı.
Çok daha yavaş işleyen Yeniden Dağıtım Programı toprak elde etmek için barınma desteği ihtiyacı olanlar sınıflandırmasına giren insanlara izin vermiyor. Topraksız insanların çok büyük zorluklar çekmesine neden olan özellikle çocuklar ve çiftlik hayvanlarını otlatmak ve ürünler için toprağa ihtiyaç duyanlar için.
Yeni Tarımsal Gelişme ve Toprağın Yeniden Dağıtımı Programı bir çözüm sunmuyor. Çünkü bu yasa topraksız insanları tanımıyor. Pek çok nedenden dolayı toprağa ihtiyacımız var. Toprak Mülkiyeti Reformu hiç işlemedi. Çünkü hala halkımızın büyük bir çoğunluğu resmi olarak toprak haklarına sahip değiller ve kendi topraklarımızda yatırım yapamazlar. Toprak alan insanlarımız yeniden yerleşim sonrası desteklerden mahrum olurlarsa toprağı verimli olarak işleyemezler.
Çiftliklerde çalışanlarımız sürekli olarak temel haklarının ihlal edilmesi, kölece çalışma koşulları, ırkçılık ve yerlerinden sürülmeyle karşı karşıyalar.
Çiftliklerde yaşayan çocuklarımızda okuma gereksinimlerinden yoksunlar ve çalışmaya zorlanmaktadırlar.
Kırsal bölgelerde ırkçı polis ve yargıçların etkilediği adalet sisteminden yararlanamaz.
Dünya Bankasının “Pazarın yönsediği, Gönüllü alıcı ve satıcı” yı içeren Toprak Reformu formülünün Zimbabwe ve diğer pek çok ülkede başarısız olmuş ve Güney Afrika’da da başarısız olacaktır. Yoksulluk yoksulların %70′nin yaşadığı kırsal bölgelerde en büyük sorun almaya devam ediyor. Kadınlar, çocuklar ve yaşlıları orantısız bir biçimde daha çok etkiliyor. Hala kırsal alandaki gelişme süreci Kent gelişmesine göre çok az öncelik alıyor.
Kendi doğduğumuz topraklarda bir sürgün gibi yaşamayı sürdürüyoruz. Hala toprakların büyük bir bölümüne sahip olanlar tarafında sömürülmek ve suiistimal edilmek için temel yurttaşlık niteliklerimiz inkar ediliyor.
Birçok yasa ve politika olmasına rağmen yaşamlarımızda çok az bir düzelme olmuştur.
Hala temel hizmetler ve alt yapıdan yoksunuz. Vergilerimiz ve ulusal kaynaklarımız hala Aparteid rejiminin borçlarını ödemek için kullanılıyor. Halkımızın ve ülkemizin kalkınmasına harcanacağına silah alımında kullanılıyor. Topraksız Köylüler Hareketi: MST’nin Brezilya Halkına Bildirgesi\n
Brezilya\nHalkına Bildirge MST’nin 4. Ulusal Kongresinde çok özenle\nhazırlanmıştır. Bu Kongrede yapılan tartışmaların bir sonucu olarak\nBrezilya toplumunun tüm örgütlü kesimlerine yollanan bir mesaji temsil\neder. Çok büyük ve sevgili Brezilya’mızın her tarafından kadın ve erkek\nyoldaşlar, Brasil’de ulusun 23 eyaletinden gelen 11 binden fazla-\nkırsal alandan gelen kadın erkek, çocuk, genç yetişkin,\nfedakarlıklarını sevinçlerini ve umutlarını paylaşıyorlar- delegeyle\nbirlikte kamp kurduk. MST’nin 4. kongresi için yeniden birleştik.\nÜlkemiz ağır bir kriz içinde yüzmektedir. Fakat kriz herkesi\netkilememektedir. Zenginler sömurerek cok daha fazla para kazanmayı\nsürdürmektedirler. Büyük Çok Uluslu Şirketler milyarlarca doları ana\nülkelerine göndermektedirler. Fakat yaşamak için alınterlerini dökenler\niçin yaşam koşulları giderek ağırlaşmaktadır. Çalışanlar cok az\nkazanmaktadırlar, gençler icin okullarda eşitlik yok, üniversiteler\nhalka kapalı ve artık ucretsiz değiller. Birçok insan büyük şehirlerin\nkenar mahallelerinde yaşamak için kırsal kesimde yaşadıkları yerlerden\nayrılmak zorunda kalmaktadırlar. Şehirlerde de sefalet ve şiddetle\nkarşılaşıyorlar. Bunun Nedenleri nedir? Toplumumuzun surekli olarak\nadaletsiz olduğu doğrudur. Herhangi bir kapitalist ülke gibi yoksular\nherzaman sömürülüyorlar ve alçaltılıyorlar. Zengin sınıf her zaman daha\ndaha fazla kazanıyor, her zaman halkı baskı altında tutuyorlar ve\nuluslararası sermayenin çıkarlarına boyun eğiyorlar. Fakat 1994′ten\nberi, Fernando Henrique Cardoso hükümetinin neoliberal politikaları ile\nbirlikte sorunlar cok daha fazla keskinleşti. Bu politikalar sadece\nuluslararası şirketler ve bankalarin çıkarlarını temsil ediyorlardı.\nBunlar icin hükümetler yüksek faiz oranlarını ve mali yardımları\ngaranti etmeliler. konuşmak kafidir: Geçen yıl hükümet ulusal butçe\nhizmetlerinin % 64′unu iç ve dış borçların faizlerine ödemeye ayırdı.\nTum sosyal problemlere rağmen Brezilya’yı yöneten seçkinler her yıl 50\nmilyar doları göndermeye cesaret ettiler. bu nedenle eğitim, sağlık,\ntoplu taşıma, sosyal konutlar ve yeni işler için para yok. Tarımdaki\nkoşullar hala cok daha ağırdır. Cordosa yonetimi çokuluslu sirketlerin\ntarımsal pazarın kontrolunu elinde tutacağı, tarımsal üretim\ndepolamasini kontrol altında tutmasına müsade edecek tarımsal sanayi\noluşturarak, kırsal bölgeleri ilaçlama yöntemi ile çalışan ihracata\nyönelik büyük mülkler oluşturarak “modernleştirmek” istiyor. teknolojik\ngelişme ve araştırma merkezlerini kapatmış. Bu suretle tüm insanlığın\nmülkü olması gereken bilimsel sonuçlar kendi araştırma merkezlerine\nsahip olan ÇUŞ’lar tarafından tekelleştirilmektedir. Şimdi aynı hükümet\nÇUŞ’ların üstünde bioteknik araştırmaların kontrolünü elinde tutup kar\nmarjlarini arttırmakla ilgileniyorlar. hicbir denetime tabi olmadan\ngenetik olarak yonlendirilmiş bitkiler ve gıda maddeleri\nüretebilecekler ve o bu suretle çevre, çiftci sağlığı ve tüketiciler\ntehlike içine duşecekler. Bunlardan cok daha ciddisi küçük çiftcilerin\nve tüketicilerin muazzam sömürüsü ve spekülasyonlar, hükümet gıda\nürünleri stoklarını düzenlemeyi sona erdirecek. Bunlarda aynı zamanda\nÇUŞ’lar tarafından tekelleştirilmiş “,1] ); //–>
Yaşamlarımızı dönüştürmeyi öğütleyen bu politikaları artık daha fazla tartışmayacağız.
Toprak reformu çok yavaş ilerlemesine rağmen halkımız hükümetle cuzi bir iletişim ve haber desteğine sahip.
Ve Bildiriyoruz ki:
Biz Güney Afrika’nın Topraksız insanları. Bizi bize ait olan topraklara götürmesi için hükümeti beklemeyeceğiz.
1994′te Yeni Güney Afrika’nın arifesinde bize söz verilen toprak reformunun gerçekleşmesi için bekledik. HALK TOPRAK AYRICALIĞINA benimsedik. 1994′te Kırsal Halın Ayrıcalıklarını benimsedik ve bizi etkileyecek olan politikaları etkilemeye çalıştık. Başbakan ve Tarım ve Toprak ilişkileri bakanına toprak isteklerimizi içeren mektuplar yazdık. Bu mektuplara cevap alamayınca sayısız gösteri örgütledik ve başbakana muhtelif muhtıralar sunduk. Diğer bir muhtelif muhtırayı da hem il düzeyinde hem de ulusal düzeydeki yetkili birimlere sunduk.
İl düzeyinde Toprak Hakları Konferansı düzenledik ve il yöneticilerimize bu konferansta belirtilen çözümleri sunduk.
Bölgemizdeki topraksızları bir araya getiren Bölgesel Toprak reformu Forumlarını güçlendiren bilgesel konferanslar örgütledik.
Bütün bu çabalarımız hükümette sonuca ulaşır bir yanıt almadı. Ayrıca Toprak reformu sorununda deşikliğe gidileceğine dair herhangi belirgin bir işaret görünmedi.
Ve hala topraklarımız için bekliyoruz!
Kaynak: dunyadanceviri.net