1984′de kurulan Topraksız Köylüler Hareketi bugün Brezilya’nın en büyük sosyal hareketi ve tüm Latin Amerika’nın en köklü örgütüdur. Ulusal Hükümetin politik önceliklerini radikal olarak etkileyen ilk köklü ve ulusal örgüt yapısını başarıyla inşa etmiş tek harekettir. Her ne kadar kurulduğu 1984′ten beri Tarım reformunun gerçekleşmesi için tarım işçilerini harekete geçirmesine ragmen son yıllarda Brezilya’nın içinde ve dışında dikkat çekmeğe başlamistir.
Doğrusu MST mücadelesini ve temsil ettiği 300 binden fazla ailenin taleplerini, 1995 ve 96′da yapılan iki katliama medyanın ilgi göstermesiyle dunyanın gündemine taşıdı. 9 Agustos 1995′te Ronderna Eyaletinde Corumbirade askeri polisi tarafından 10 topraksız isçinin katledilmesi ve 17 Nisan 1996′da Pera Eyaletinde Elderado dos Carajas’ta 19 topraksız isçinin askeri polis tarafından öldürülmesi olayları. Tabi ki bu biçimde öldürülenlerin ilki degildi bu katliamlarda öldürülenler.
Ocak 17, 2007
BREZİLYA TOPRAKSIZLARI SESLERİNİ BULDULAR
Posted by dunyaningozu under MST (Topraksız Köylü Hareketi)Leave a Comment
Ocak 17, 2007
Topraksız Köylüler Hareketi: MST’nin Brezilya Halkına Bildirgesi
Posted by dunyaningozu under MST (Topraksız Köylü Hareketi)Leave a Comment
Brezilya Halkına Bildirge MST’nin 4. Ulusal Kongresinde çok özenle hazırlanmıştır. Bu Kongrede yapılan tartışmaların bir sonucu olarak Brezilya toplumunun tüm örgütlü kesimlerine yollanan bir mesaji temsil eder. Çok büyük ve sevgili Brezilya’mızın her tarafından kadın ve erkek yoldaşlar, Brasil’de ulusun 23 eyaletinden gelen 11 binden fazla- kırsal alandan gelen kadın erkek, çocuk, genç yetişkin, fedakarlıklarını sevinçlerini ve umutlarını paylaşıyorlar- delegeyle birlikte kamp kurduk. MST’nin 4. kongresi için yeniden birleştik. Ülkemiz ağır bir kriz içinde yüzmektedir. Fakat kriz herkesi etkilememektedir. Zenginler sömurerek cok daha fazla para kazanmayı sürdürmektedirler. Büyük Çok Uluslu Şirketler milyarlarca doları ana ülkelerine göndermektedirler. Fakat yaşamak için alınterlerini dökenler için yaşam koşulları giderek ağırlaşmaktadır. Çalışanlar cok az kazanmaktadırlar, gençler icin okullarda eşitlik yok, üniversiteler halka kapalı ve artık ucretsiz değiller. Birçok insan büyük şehirlerin kenar mahallelerinde yaşamak için kırsal kesimde yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kalmaktadırlar. Şehirlerde de sefalet ve şiddetle karşılaşıyorlar. Bunun Nedenleri nedir? Toplumumuzun surekli olarak adaletsiz olduğu doğrudur. Herhangi bir kapitalist ülke gibi yoksular herzaman sömürülüyorlar ve alçaltılıyorlar. Zengin sınıf her zaman daha daha fazla kazanıyor, her zaman halkı baskı altında tutuyorlar ve uluslararası sermayenin çıkarlarına boyun eğiyorlar. Fakat 1994′ten beri, Fernando Henrique Cardoso hükümetinin neoliberal politikaları ile birlikte sorunlar cok daha fazla keskinleşti. Bu politikalar sadece uluslararası şirketler ve bankalarin çıkarlarını temsil ediyorlardı. Bunlar icin hükümetler yüksek faiz oranlarını ve mali yardımları garanti etmeliler. konuşmak kafidir: Geçen yıl hükümet ulusal butçe hizmetlerinin % 64′unu iç ve dış borçların faizlerine ödemeye ayırdı. Tum sosyal problemlere rağmen Brezilya’yı yöneten seçkinler her yıl 50 milyar doları göndermeye cesaret ettiler. bu nedenle eğitim, sağlık, toplu taşıma, sosyal konutlar ve yeni işler için para yok. Tarımdaki koşullar hala cok daha ağırdır. Cordosa yonetimi çokuluslu sirketlerin tarımsal pazarın kontrolunu elinde tutacağı, tarımsal üretim depolamasini kontrol altında tutmasına müsade edecek tarımsal sanayi oluşturarak, kırsal bölgeleri ilaçlama yöntemi ile çalışan ihracata yönelik büyük mülkler oluşturarak “modernleştirmek” istiyor. teknolojik gelişme ve araştırma merkezlerini kapatmış. Bu suretle tüm insanlığın mülkü olması gereken bilimsel sonuçlar kendi araştırma merkezlerine sahip olan ÇUŞ’lar tarafından tekelleştirilmektedir. Şimdi aynı hükümet ÇUŞ’ların üstünde bioteknik araştırmaların kontrolünü elinde tutup kar marjlarini arttırmakla ilgileniyorlar. hicbir denetime tabi olmadan genetik olarak yonlendirilmiş bitkiler ve gıda maddeleri üretebilecekler ve o bu suretle çevre, çiftci sağlığı ve tüketiciler tehlike içine duşecekler. Bunlardan cok daha ciddisi küçük çiftcilerin ve tüketicilerin muazzam sömürüsü ve spekülasyonlar, hükümet gıda ürünleri stoklarını düzenlemeyi sona erdirecek. Bunlarda aynı zamanda ÇUŞ’lar tarafından tekelleştirilmiş olacaklar.Nufus şimdi bu şirketlerin çıkarlarının rehinesi olmuştur.
Ocak 17, 2007
TOPRAKSIZLAR’IN KURULUŞU
Posted by dunyaningozu under MST (Topraksız Köylü Hareketi)Leave a Comment
Bu ayrıcalıklı talepler 3. Birleşmiş Milletler Irkçılığa Karşı Dünya Konferansında 30 Ağustos 2001′de Güney Afrika’nın dört bir yanından gelen 3000 delege ve Bu topraksızların Dünyanın dört bir yanından gelmiş olan müttefikleri tarafından Durban’da belirlendi. Ardından 2001 Ekim’inde Kimberley’de yapılan Topraksız Köylü Kadınlar toplantısında da elden geçirildi ve ek düzeltmeler yapıldı.
ÖNSÖZ:
“Biz, Güney Afrikalı topraksız insanları hükümetimize ve bildiğimiz Dünyaya gereksinimlerimizi ilan ediyoruz.
Biz doğal kaynakları çalınan, emekleri sömürülmek zorunda bırakılan, toprakları dünyanın zengin ülkelerinin istilasına uğramış sömürge ve yeni sömürge mirasın asıl yükünü taşıyan bir halkız.
Biz, kendi topraklarımız ve evlerimizde Bantustanlarda ki açlık,ihmalkarlık ve felaketlere, çiftçiler üzerinde uygulanan baskılara ve yoksulluğa sürülmüş APARTEİD’ın asıl yükünü taşıyan bir halkız.
Ocak 17, 2007
İtalya taban sendikaları konfederasyonu COBAS sözcüsü Piero Bernocchi ile 11-12 Ocak 2003 tarihli Die Junge Welt gazetesinde yapılan söyleşi Avrupa yeni sendikal deneyimler açısından umut verici gelişmelere işaret ediyor.
İtalya solu daha çok partinin tasfiyesine kadar İtalya Komünist Partisi’ne (İKP) yakın duran İtalya Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu (CGİL) ile ilişkiliydi. Kendisini taban sendikası olarak tanımlayan COBAS’ın özelliği ne?
COBAS 1986 sonunda kuruldu. O zaman İtalya’da okullarda eğitim sisteminin özelleştirilmesi planına karşı mücadele başlamıştı. COBAS kısaltması önce sadece bu alanda çalışan emekçilerin örgütlü olduğu “okulların taban komitesi” anlamına geliyordu. Daha sonra arka arkaya diğer alan ve işkollarında da benzeri sendikal taban yapılanmaları oluştu ve sonuç olarak ulusal çapta bir konfederasyon kuruldu. O zamandan beri COBAS sadece “comitati di base” (taban komitesi) anlamına geliyor ve İtalyan lügatına radikal politik talepleri olan sendika taban gurubunun anlamdaşı olarak girdi.
Ocak 15, 2007
Yeni bir toplumsal öz-örgütlenme modeli: COBAS (Taban Komiteleri Konfederasyonu)-Cobas Konfederasyonu Uluslararası Komisyonu
Posted by dunyaningozu under COBASLeave a Comment
Giriş
Son yıllarda kapitalist güçlerin, hızla değişen dünyanın halkları ve toprakları üzerindeki kapitalist denetimi yeniden tanımlamayı hedefleyen yeni bir saldırısı başladı. Bu saldırı zengin Batılı ülkelerde öncelikle üretim üzerindeki kapitalist egemenlik (ücret indirimleri, çalışmanın güvencesizleştirilmesi, kitlesel işsizlik) ve toplumsal yaşamın her alanının (refah devletinin ortadan kaldırılması, özelleştirme, serbest zaman dahil olmak üzere her şeyin ticarileştirilmesi) ticarileştirilmesi yönündeki yeni zorlama biçimini almaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu süreçler petrol ve doğalgaz kaynaklarının, hammaddelerin, en temel hakları bile ellerinden alınan ucuz ve sendikasız emeğin azgın biçimde sömürülmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Burada sermaye en barbarca şiddet dayatması, diktatörlük ve savaşa dayanan yüzünü göstermektedir. Bu duruma karşı yeni bir hareket ortaya çıkmış ve tüm dünyaya yayılmıştır. Zengin, çeşitli, olağanüstü canlı olan bu hareket son birkaç yıl içinde birçok farklı talebin ifade aracı haline dönüşmüştür. “Cobas Konfederasyonu” doğuşundan itibaren bu hareketin parçası oldu. Bu notların hedefi Cobas Konfederasyonu’nun görüş ve etkinliklerini hareketin diğer parçalarına tanıtmaktır.
Ocak 13, 2007
New Left Review’un Ocak 2003 sayısında, Dünya Sosyal Forumu’nun ve ATTAC’ın kurucularından olan Bernard Cassen’le yapılan söyleşinin kısaltılmış Türkçe çevirisi.
Fransa’da neoliberal küreselleşmeye karşı bu denli güçlü gelişen hareketin kökenleri nelerdir?
Le monde diplomatique’in bir girişimi olan ATTAC’ın oluşumu ile kristalize oldular. 1997 Aralığında derginin editörü olan Ignacio Ramonet “Piyasayı Silahsızlandırmak” başlıklı bir makale yayınladı. Bu makalesinde finansal piyasaların tiranlığını tartıştı ve makalesini kendisinin ATTAC (Association pour la Taxe Tobin pour l’Aide aux Citoyens) adını verdiği, popüler bir dernek kurlması için bir çağrı ile sonlandırdı. Parti Québécois’da, Tobin’in finansal aktarımlardan alınacak bir vergi önerisi üzerine uzunca bir sunum yapmadan kısa bir süre önce kendisiyle bu konuyu konuştum. Makaleyi bir haftasonunda yazdı ve pazartesi günü getirip bizim Le Monde Diplo’da her zaman yaptığımız gibi hepimize dağıttı. ATTAC deyimini görünce, “bu harika” diye düşündüm. Editoryal ekibin geri kalanı biraz daha soğuktu, ama ben bunu çok zekice buldum. Daha sonra Ignacio’ya ATTAC ismini nereden bulduğunu sorduğumda, bana Attack adındaki bir Robert Aldrich filminden esinlendiğini söyledi. Yani neyin kısaltması olacağını bilmeden önce bu kısaltmayı benimsemişti – en iyi yolda bu zaten.